27 Aralık 2012 Perşembe

Teleferik Dağı - Balçova İzmir

 
İzmir Balçova civarında oturanlar bilir, Sabah erken saatte yürüyüşe çıkan orta yaş ve üstü teyze ve amcalar  Termal tarafına doğru yürüyorlardır. Ya baraja kadar giderler, ya da kendine güvenenler, kondüsyonu olanlar manastır diye adlandırılan kalıntıların olduğu tepeye kadar çıkarlar.

   Sevgili Nuri Amcam ve komşumuz Alkan Amca, birlirlerine yoldaş olmuşlar, gün ağırmadan yarım saat önce yola koyuluyorlar. Bende İzmire gittiğim dönemlerde onlara katılmaya başladım. Önce Keçi patikası olarak adlandırılan dik, dar, toprak yoldan yani ağaç ve çalıların arasından ellerimizde sopalar tırmanmaya başlıyoruz. Hava karanlık, Blair Cadısı Filmindeki sahneler aklımdan geçiyor.

   Onlar alışmışlar, Ama benim kesileceği düşünüp ortalarına alıyorlar ki yürüyüş hızını dengelemek için. Öhö Öhö... Ben arada nefes nefese kalsamda kotarıyorum düzlüklerde.


Manastıra geldiğimizde bizi bir düzlük karşılıyor, Bizim iki delikanlı ağaçların arasına gizledikleri zulalarından peştemal misali ince örtülerini çıkarıyorlar ve başlıyorlar üzerinde mekik ve şınav çekmeye. Bense kuruyan dilim ve damağımı borudan ımık ımık akan suyla kendime gelmeye çalışıyorum.

                                                                   Videoyu tıklayınız.



Bu bölge izcilerin kamp yeri, ağaçların arkasına minik bir klube yapıp kamp eşyalarını burada saklıyorlarmış.




  Sonra sağda solda Tomrukların olduğu normal toprak yoldan aşağıya inmeye başlıyoruz. Bizi İzmir Körfezinin Manzarası karşılıyor.










2.5 saat süren bir parkur, Kuş sesleri, bol oksijen...
Sevgiler...

Süper Bir Oyun Patates Adam

Darbukayı kucağıma alıp kaldıramazsam, bacak arası yapar yine çalarım. 

Yeni açtığım  Gülçin Öğretmenim Paylaşıyor Bloguna yükledim, Ütü yaparken, Yemek yaparken Oynatın gitsin dakikalarca, çok eğlenceli çocuklar çok seviyorlar.





26 Aralık 2012 Çarşamba

Ameliyat Guncesi

   Her kadının bir dönem yaşadığı, yaşayabileceği Kistik durumlardan Laparoskopi yöntemi ile ameliyat olmam gerekiyordu ve oldum.

   Özel davetiye beklemiyordum tabi ki ama cumartesi sabahı saat 7 de telefon açıp, "8:30 da ameliyatınız var, hadi gelin" diyeceklerini de beklemiyordum. 

   4 gün önce hastane işlemleri başlatti, özel sağlık sigortamdan onay gelince bizi arayacaklarını söyledi, onayın geldiği haberi bana iletildi ama ameliyat günü verilmedi.

   Bende doktorunu zırt pırt arayıp rahatsız edecek bir tip olmadığımdan hastaneyi 2 kere aradım ameliyat günüm belli mi diye, ama netice yoktu. 

   Doktoruma güvenmesem hazırlanıp gitmeyecektim o kadar moralim bozuldu bir anda. Telefondaki sekreteri azarladım belki hiç bir suçu olmadığı halde " bir duş alıp geleyim, ne yapmamı bekliyorsunuz ışınlanayım mı" dedim. 

   Hayatımda hiç ameliyat olmamıştım, bir katater bile taktırmışlığım yoktu. Hayallerim vardı, hastane için yeni pijamalar, terlikler alacaktım. Bir gün önce saçıma çektirdiğim fönüm tek havamdı. Ojelerimi bile hastanede silmek zorunda kaldım hemşirenin verdigi asetonla. 

   Aman arkadan totomuz görünmesin diye sıkı sıkıya bağlamışım ameliyat önlüğümü masaya yatırılırken gevşettik. Sadece 1 2 sayılarını duydum birde içimden "böyle oluyormuş demek" diye geçirirken, gözümü açtığımda Gülçin Merhaba sesini duydum, "aaa ne güzel hiç ağrı sızı yok, herşey ne kadar normal" diye düşünürken 5 10 dk. süren müthiş bir üşüme titreme. 

   1 saat içinde serumum bitince doktorunda onayı ile kalktım, Tek sorunum sanki kırk yıllık esprileri içinde biriktirmiş gibi ardı ardına patlatan Koca-man Murat'ı susturmakta yaşadım. Karnından ameliyat olmuş hastaya yapılacak tek zulüm onu güldürmek olmalı. 

   Yatağımın düğmeleri ile oynadım bol bol, indirdim, kaldırdım. Hep o yatakların ne kadar rahat olduğunu düşünürdüm, öyleymiş de hakikatten. Murat'a kıyamadım, Refakatçı için koydukları koltukta ayakları dışarda kalanca alıp yatırasım geldi yanıma, koyun koyuna uyurduk ne olacakti ki. 

  İzmirdeki aileme haber veremeyince sonrada iyi olduğum için telaşlandırmak istemedim, Muratta Kıbrıs'a gitmek zorunda kaldı dönem toplantısına, anlayacağınız evde tek ve yalnız geçiriyorum günlerimi. 

   Hani ben nazlanacaktım, 
   Hani benim çevremde herkes dört dönecekti. 

   Şansımı allah nasip ederde bebeğimiz olurca doğumda değerlendirmek istiyorum. 

   Dün yaptığım gibi cabbarlanıp evi süpürmeyeceğim. Sanki çok acilmiş gibi dolapta bekleyen ıspanakları yıkayıp kaldırmayacağım. Kime diyorsam, sanki kendimi tanımıyorum. 

Allah büyük dert vermesin,
Hastalara acil şifalar diliyorum...
Sevgiler...





25 Aralık 2012 Salı

EFENDİİİİİİMMMM... Herkese Merhaba...

Ayrıntılarını daha sonra yazacak olsam da

3 aylık süre içinde sigarayı bıraktım, bol bol yürüdüm, yedim, içtim, alışveriş yaptım..

Norm fazlası kalınca yeni açılan bir okula tayin istedim, hüzünlü bir ayrılışının ardından anasınıfını sıfırdan açma işlemleri ile uğraştım.

Öğrencim olmayınca eee kafa sakin enerji tavan şarkı ve parmak oyunlarını videoya çekmeye çalıştım.

Şimdi 10 gün raporluyum, paşa paşa yatıyorum ameliyat oldum. Sanırım bloglara saldıracağım, birikenleri okuyup, kendi birikenlerimi  yazacağım.

aslıpano  beni minlemişsin teşekkürederim ama zaman aşımına uğradığından bir daha ki mim'e diyelim.

dıt dıt dıt dıt dıttt, tempoo  Haydi Gamgam styleeee:))

10 Aralık 2012 Pazartesi

Çoluk Çocuk Eğlensin

Kendi kendime takılmak, çocuk çocuğa iki faydalı olmak, anneler babalar öğretmenler için şarkı ve parmak oyunlarını videoya çekip youtube koymaya başladım. Malzeme bol olduğu için her gün bir tane eklemeyi düşünüyorum.

Sıcak sıcak yeni fırınladım, çok eksikleri var, önerilerini bekliyorum. 

Sevgiler...







LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...