31 Mayıs 2012 Perşembe

Opera Sezonumuz Açılmıştır. Bekleriz...



Lise yıllarında  gitara heveslenmiş Bizim Murat, Ben Sesi Güzel-gillere gelin gittim efendim. Ailede müzikle uğraşmayan, enstrüman çalıp, sesi bülbül gibi olmayan yok. 

Bas Profondo olan kıymetli sesi ile yıllarca, Ege Türküleri, Kıraç, Feridun Düzağaç, arada My Way'ler söyledi, bizleri hiç kırmadı. 

Her genç kız gibi lise yıllarında benim de hayalimdi bir Gitarcı Sevgilim olsun, Ama nota çıkarma, akort seanslarında TIN TIN TIN yanınızda anlamsız bir ses, çıldırtıyor inanın insanı.

Çocukken bir civcivimiz vardı bizim, nereye gitsek peşimizden gelirdi tin tin tin...

Murat'ta o hesap, kitap okuyayım diye yatak odasına gidiyorum, geliyor yatağın ayak ucuna oturuyor,
Mutfağa kaçıyorum, gelip tezgaha tünüyor,
Küçük odaya gidiyorum, yere oturup bağdaş kuruyor, 
ve yine TIN TIN TIIIIIINNNN...

Davulun Sesi Uzaktan Hoş geliyor sevgili arkadaşlar...

Bir gün "Şan Dersi alacağım ben" dedi, "Hay hay" dedik, "Opera söyleyeceğim" dedi, 
Ona da "başımızın üstünde yeri var çok istiyorsan" dedik, 
Hocaların hocası kıymetli birinden ders almaya başladı. 

" Bugün mesaiye kalacağım, geç geleceğim" diye aradığında 
"Komşulara söyleyeyim de banyo da havalandırma boşluğunda boşuna beklemesin hayranların" diyorum artık...

SA A A A AAAAAAOOOOOOO.. aşamalarını atlattık çok şükür şan programında

Şimdi "Sihirli Flüt" temsilinin Sarastro, Bilge Kişisi, Bölümü çınlıyor bizim evin duvarlarında ..

O İsis Und O Siris İh Muhte Ayn de gette o Siris ......



Hem de Almanca, İtalyanca olsa Lisanda bir kıvraklık, bir ahenk var, Dinleyebilirim gibi geliyor saatlerce...
ama yok bu Almanca, İh Muhte Ayn de Gette......

İstanbul Opera Balesi, Kadıköy Süreyya Sahnesi müdavimlerine haber salın,  Temsil sezonu orada kapanmıştır, 
ama gelip bizim evdekini alıp götürebilirler.


30 Mayıs 2012 Çarşamba

Koca-man'dan Haftanın Seçmeleri




Son günlerde Blog başından kalkmayınca ben, Murat' ta  tatlı kıskançlıklar yapmaya başladı.

Çok gülüp, eğleniyoruz biz evde çok:))



Ben: Yarın evde misin, seyahatte mi, Yemek yapayım mı?
Murat: Günde 2 posta blog yazısı çıkarıyorsun, evde de bir öğün yemek çıkarırsın artık.

Ben: Bugün yazımı okudun mu, Clown Okulunu yazdım,
Koca-man: Okudum, Gidenin içine melek kaçıyormuş iyi ki, ya başka bir şey kaçsaydı...

Murat: "Blogunda güzel yazıyorsun, yanlız yazım hataları yapıyorsun sürekli, gözümden kaçmıyor değil, Senin eğitim seviyeni gösteren bir unsur bu, dikkat etmen lazım.............". uzayıp gidiyor
Ben: Haklısın ama yaratıcı insanlar hata yapmamak için bir süre sonra kendilerini kısıtlamaya başlarlar.
Murat: Haklıyım tabi ki, Ota Gelince Kıtır Kıtır, Bıçağa Gelince Meeeee... di mi.
Ben: O ne ki???
Murat: Atasözü, onu da aç bak Türk Dil Kurumundan..


Koca-man: Bak bugün ne oldu ofiste ne anlatıcam.
Karısı: 1 dk. şunu da tıklayayım dinleyeceğim.
Koca-man: Önüme cam koyup, BEĞENDİ butonuda takayım mı benimle ilgilenmen için.  Bir   "Yorum Göndermek" istiyorum sana, beni bi dinler misin artık.
Karısı: hıı!!! geldim geldim...



29 Mayıs 2012 Salı

Nişan Yaz 3169 a Gönder, Cozutma Kapasiten Sana Gelsin.



 Şimdi bu nişan, söz, düğün işleri sadece ve sadece Kadını tatmin eden bir şeydir, O yüzden Koca adaylarınızdan bir heyecan, bir ince fikirlilik beklemeyin. Siz kendi kendinize takılın, hiç bir şey içinizde kalmasın.

    Malum düğün, nişan sezonu açıldı, bendeniz 1 senelik yeni evli olunca "Ay kıyamam ben sana, şimdi sen ne telaşlısındır" deyip deneyimlerimi anlatıyorum etrafımda hazırlık yapanlara. Eee.. Blogger arkadaşlarımın neyi eksik, o komik hallerimi sizlerle de paylaşayım istedim.
 
Ben ki sırtında çantası, ayağında spor ayakkabısı, özgür kızım havalarında, "Aman ben uğraşamam öyle abidik gubidik şeylerle" derken,  hazırlıklar başladığında "İçime bir Pamuk Prenseslik" kaçınca, bir Peri Masalı havasına sokmuştum kendimi.

   Kıyafetimi ve ayakkabımı Cevahirden aldım, öyle çok dolaşıp kendimi heder etmedim, He yani, etmeye çok hevesim ve niyetim vardı, ama içime sinen bi şey bulunca heder edemeden geldim.
 
Daha yaz gelmeden bronzlaşmadan abiye giymek zorundaysanız, solaryum etkisini beklemeye vaktinizde yoksa, Bacak fondöteni diye satılan çorap görüntüsü veren spreyler var, muthis kurtarıcı.


kız rezil seni, kocaya varıyorum diye mutluluğa bak, git gözüm görmesin seni...

   Topuklu ayakkabıya alışık olmayan ben, 30 kişiye kahve dağıttım, o topuklularla "banamısın" demedim, İnsanın kendi özel gününde  bi "oofflamama" durumu olduğu için istediğiniz kadar topuklu giyin allah güçünü kuvvetini veriyor diyorum.

   Annem  kızını, kayın validem oğlunu evlendiriyor olunca her ikisi de gönül koymasın diye " Anneler olarak içinizde ukte var mı, bohça, tepsi işlerine girişmek istermisiniz , biz Murat'la istemiyoruz, Ama sizlerin de istekleri benim için önemli" dedim.

   Bakın bunu altını çiziyorum, Valla söz dinleyin, yoksa ömrü boyunca başınızın etini yerler yoksa.

   Nişan yüzüklerini Sarı altından klasik modelde aldık, bombeli olanlardan alın, yoksa sonra benim gibi değiştirmek zorunda kalabilirsiniz, Çünkü parmağı kesiyor ya da yüzük altı ıslak kalıyor.


Yüzük Yastığı, Annem Nakişçi arkadaşına kalp şeklinde yaptırmış, İnternette de birbirinden güzel modeller bulabilirsiniz. Olmasada olur, şimdi annem bana ben anneme birbirimize kakalamaya çalışıyoruz bu yaştığı...

   Bakın aklıma şimdi geldi, O günlerde her ayrıntıyı nasılda düşündüğümün vahimiyetini şimdi fotoğraflayıp koyucam...

   Şu Makası bile onca işin güçün arasında süsleyeceğim diye simli kurdele bile aramıştım. Allah akıl fikir versin yarabbim.

   Şanslıyım ki, Ailemin evinde Büyük Güzel bir terasımız var, Kuzenim Bar işleten bir arkadaşından 4 Tane Bistro getirdi, Beyaz saten ve pembe tüllerle bir güzel süsledi onları, Cips, Çerez, Kanepe, Meyve Tabakları,  envayi çeşit içki seçenekleri ile mükemmel bir kutlama mekanı haline getirdi terasımızı.

   Şimdi gelelim, gecenin en güzel süprizlerinden birine, DİLEK FENERLERİ. 


   Murat'ın feneri uçarken tutuştu yandı bitti kül oldu,  aahh.. koçum bileydin o günden başına gelecekleri...

   Gelin çiçeği ve şekerini oğlan tarafı alıp geleceği için sizin yapacağınız birşey yok, Görümcem Paşabahçeden altın varaklı osmanlı serisi tabağı alıp, İzmir Reyhan Pastanesine süsletmişti.



   E damat adayımız Murat'ta gecenin ilerleyen saatlerinde eline gitarı alıp iki zeybek, bir çifte telli çalınca geceyi sıcak, samimi, eğlenceli bir havada bitirdik.

Şimdi gerçeklerle yüzleşelim. İşte evlilik böyle bir şey

 O Günkü özene bezene hazırlanmış Çikolatalı Nişan  Tabağı 


             Bugünkü Murat'ın ıvır zıvırları ile dolu olan  Nişan Tabağı

Rabbim tabağımızı hiç bir zaman  boş bırakmasın , sağlık, huzur, mutluluk versin dileklerimle...
                                       


28 Mayıs 2012 Pazartesi

Geleceginize Dokundular Bile..


Simdi anneler "Gelecegime Dokunma" diye cocuklarinin haklarini korumaya calisiyorlar imza kampanyalari ile... Tum okuma listem bu spotlarla dolu su anda...

Iyi de yapiyorsunuz, Er Gec Arkamizda sizleri de destek gormek en buyuk arzumuzdu.

Ama gec kaldiniz, Bayanlar ve  Baylar...

GELECEGINIZE COKTAN DOKUNULDU...

Veliler ve hatta biz ogretmenler galyana gelmesin diye tum aciklamalari yapmak icin yaz tatili bekleniyor, hani bizler birlik olup hucuma gecmeyelim, dagilalim diye...

" Ne yani bugun okul yok mu, eve geri mi donecegiz diye" surat asan ev hanimi velilerimiz vardi ya hani biz ogretmenlerin..

Iste onlarin " Cocuklarinin Gelecegi Icin" greve katildik bizler, 2 kurusluk maas icin degil...

Bu cocuklar okul hayatlarinda heder olacaklari gibi, gelecek hayatlarinda hep o sene bir yigilma olacak hangi sinava girerlerse girsinler. Meslek hayatina atildiklari sene bile 2 kati insanla mucadele edecekler her zaman..

Seneye ne olacagimizi gorup, yeni bir deneyim yasayacagiz hep birlikte...

Koca-man'in Yurt disinda basvurdugu bir pozisyon icin haber beklerken su gunlerde, Gitmeyi isteyip istememe konusunda dusunur oldum, Sen gidersen, ben gidersem, Kimlere kalacak bu memleket hic bilmiyorum.

Gunun stresinden kurtulayim, yok mojito, yok palyaco yazayim, Dunyalar tatlisi Koca-man' imi bile yerden yere vurup iki eglenelim diyorum, Ama yok yoookkk, cene mi tutamiyorum...

MOJITO icin taze nane uretimi


Dolapta çürümek üzere olan nanelerden 10 15 tanesini alıp balkondaki boş saksıya saplayan kayın pederime " öyle köksüz hiç tutar mı onlar baba " dedim, Naneler lafımı geri yutturdu bana.
Evet tutuyormuş efendim. O saksının boş olma sebebi bile diktiğimiz ca-nım çiçeklerin bakımsızlıktan kuruması değil miydi zaten. 


Simdi bu naneleri seri uretime gecirmek  icin diger saksiya koparip koparip dikmeye basladim, Bunlar salata icin degil, Mojito (mohito) icin kullanilacaklar. Yaza hazirlik...


   Uzun denizlerde denizcilere guc ve direnc vermesi icin rom, seker, limon, nane dortlemesiyle kesfedilen Mojito, Kuba sahillerinde meshur olmus korsanlar sayesinde daha sonraki yillarda .

   Ben Olculeri kafama gore koyup hazirlasam da, yaz gunleri hafif ve kivaminda alkollu bir icecek yapmak isteyenler icin tarifi, ben de buradan ogrenmistim, UzmanTv  de cok guzel anlatilmistir.

   Usengecler icin Bacardi ,mojito yu hazir olarakta siselemis. "Ben hakikatten usengecim" dersen, kitlama yapar gibi agzina biraz buz, biraz nane atip siseden icebilirsin, ama seni bu halde gorursem  feci dalga gecerim onuda bilesin.

  TOBE TOBE... Alkolik mi olacaksiniz basima, siseden icmekte ne demek...

40 kere yaz gelsin artik dersem ,yaz gelir mi, belki Yazarsam Evrene , gelir.

25 Mayıs 2012 Cuma

Clown Okulu "Gidenin İçine Melek Kaçıyor"

kırmızı burnumu takmaktan çooookk keyif alıyorum.

Çok sevdiğimiz, işinde gücünde, hatta büyük bir firmada müdürlük yapan ciddi bir abimiz, kurstaki lakabi ile Bay KEKLİK, bana şu Kırmızı Palyaço Burnunu Hediye etti. 


Hakan Yavaş'ın Dancentrum'da açtığı Palyaço okulu, beden dilini kullanmayı,zayıf yönlerinle,  kendinle dalga geçmeyi, hayata ve olaylara pozitif bir bakış açısından bakmayı hedefliyormuş.

Palyaçoluk ülkemizde Bir felsefe olarak değilde, şebeklik olarak görüldüğü için kendilerine  CLOWN diyorlar.
Bizim Taylan Abimiz gittiği clown okulundan sonra, "İçine Melek kaçmış" gibi  bi'şey olup çıktı.

Kendimde katılmayı düşündüğüm için biraz araştırdım.

Yurt dışında bizdeki gibi sokaklarda brosür dağıtmaktan çok daha işlevsel kimlikleri var palyaçoların.

Viyana'da çok ciddi bir kuruluş olan Rote Nasen (kırmızı burunlular) hastane palyaçoluğu eğitimi veriyormuş.  Beyaz hastane önlüklerini her clown kendine göre, rengarenk tasarlıyor. Bu önlükler hastane dolaplarında duruyor. Hastaneye gider gitmez önlüklerini giyip, hemşirelerin yanına gidiyorlar. Onlardan hasta bilgilerini alıp ziyarete başlıyorlarmış.


Bu arkadaşların kimisi doktor, kimisi psikolog, Morlu olan da Bizim Taylan Abimiz.
                                                                 

24 Mayıs 2012 Perşembe

Kendimce Eglence


Egeli olup ailesinde, çevresinde Şiveli konuşmayan Bi babaannesi, Dudu Teyzesi, Sülüman Emmisi olmayan yoktur.

Bana has bir eğlencedir ki bu, çevremdekiler arada "hadi yapsana" diye beni dürterler, Büyük Adamların özlü sözlerini Ödemiş Şivesine çeviririm. Ses kaydı ekleyebilsem kendi sesimle yükleme yapacaktım emme yazı ile idare ediverin gari.

Roma İmparatoru Sezar (Geldim, gördüm, yendim)

" gelivedim, görüvedim, yenivedim"

Süleyman Demirel (Yollar yürümekle aşınmaz)

" Yolla yürümelen aşını mı heç"

Mevlana (Merhamette güneş gibi ol, cömertlikte akarsu gibi ol, tevazuda toprak gibi ol,  ayıpları, kusurları örtmekte gece gibi ol)

 "Meramed de güneş gibi oluve, cömertlik de akasu gibi oluve, tevazuda doprak gibi oluve, ayıpları gusurları örtuvemede gece gibi oluve"

Mevlana (Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok)

Nece insanla godüm üzelegende entari yok, nece entarile godum icesinde insan yok.

Daha malzeme cok ta, bugunluk tadın da bırakalım .

23 Mayıs 2012 Çarşamba

ESKILER "Dönüşüm" - Do It Yourself-

    Murat ve Ben evlendiğimizde iki bekar evini birleştirdik, yeni alınan mobilyaları da eklersen, varın siz düşünün evin halini.
 
    Kimini elden çıkardık, kimini yeniden değerlendirmek zorunda kaldık.

   Bildiğiniz kahverengi orta sehbayı güzelce zımparalayıp, önce beyaz yağlı boya ile zemin hazırladım, sonra kırmızı boya, üstüne vernik.


                                        Yastıklarla takım olsun diye kırmızı seçtim renk olarak



Eski model siyah camlı televizyon sehpasıydı bu, onunda camlarını söküp aynı şekilde boyadım
ve
Koç Taştan aldığım sepetler ve evdeki aksesuarlala süsledim, çok ıvır zıvırımızı  topluyor bu bizim.




Ben: "Murat gel bak şunlara, atılcakları ayıralım"
Murat: Sonra bakarız, 
Ben: " Ee ben ayırıyorum o zaman senin çöpe gidecekleride"
Murat: "Atma!!! Benim anılarım var onlarla"
Ben:"senin bu eski şarj aletleri, gereksiz kablolarla anı yapacak kadar ne gibi bir ilişkin olmuş olabilir ki Murat" 

çöpe, çöpe, bu da çöpe, bu geri dönüşüme, bunu ayır kesin yarın bir gün ister, diye diye evi temizledim. 

Kalanları da farklı boylarda aldığım saklama kaplarına koydum, 

Elimden örgüde geliyor, canlı renklerde 3 renk kirpi yumaklarla kapaklarıyla birlikte süsledim kutuları, gerekli yerleri silikon tabancası ile yapıştırdım.



Babaannem görse bunları gurur duyardı benimle, 
Ege şivesi ile "Atman gızım, Atman Her bi şeyi, Engücü bi gün ilazım olur" derdi eminim.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

YELKEN EĞİTİMİ - Doğan Sailing-



Biz ilerde bir gün küçüçük de olsa bir yelkenli tekne alma hayali kuruyoruz Muratla. Atasoylar gibi Uzaklara gitmiycez canım, şuracıkta, yakıncıkta turlıycaz.

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, ne balığını ucuza yiyebiliyoruz, ne deniz ulaşımlarını doğru düzgün kullanabiliyoruz...

Denize kıyısı bile olmayan ülkelerin vatandaşları, senin ülkenin güzelim koylarında turlarken Kiraladıkları yelkenlilerle, sen kendini onların içinde yabancı gibi hissediyorsun.

Yelken Kursları daha ulaşılabilir duruma geldi son zamanlarda, Tatvan'da bile"Van Yelken Ihtisas Klübü" kuruldu, 6 - 12 yas arası çocuklara  "Optimist" kucuk yelkenlerle eğitimler veriliyor artık.


Izmir Merkezli Doğan Sailing  web sitesi   http://www.dogansailing.com/v2/

Yazın Marmarisde Yelken Dersleri veriyordu haftalık. Hem tatil,hem eğitim olur dedik gittik 3 cift kari koca.

Egitim teknemizin adı Orkestra, güzel bir Beneteau Yarış Teknesi

Yelken donanımlari, dümen, bağlama ve limandan ayrılma, Rüzğar, navigasyon, Yelken tirimleri ve manevra kurallari gibi temel seviye bilgiler edindik.

Patronluk değil  Amelelik var ruhumda, Miçoyum ben. Daha kerterez bile alamıyorum.
Dümen elimdeyken gerginim, Dogan Hoca,turuncu sapkalı, yanımdan ayrılmıyor, ama usturmaca bağlamak, halat çekmek, düğüm atma işlerinde herkesten ustayım.



Surata bak, Ekibe rüzgarın yönüne göre komut vermem lazım, siz çeke koyun halatları ben karar verene kadar:)



dümeni bırakınca neşem yerine gelmiş,yüzüm gülüyor, dedim ya Miçoluk var ruhumda.



Kaçak göçek Rodos yakınından geçip, Simi adasının koyuna demirledik, sahile kadar yüzdük, Pasaportsuz olduğumuz için yakalanmadan sıvışmak lazım







Aksam üstü güneşi çişliye değildi di mi, guzele vururdu :)) tekne toplanmadan karaya ayak basmak yasak, O günlerde tiryaki olduğum için sıvıştım ben, ama Koca-man'ın zoomuna yakalanmışım.

68'den sonra 70'den önceye Murattan Hediye

  Ona da eğlence çıktı.

   Geçen günkü 1 Takipçi Aranıyor olayından sonra, 68'den sonra 70'den önce kim üye olursa (bak ben sayıyı söylemiyorum sen kendin söylüyorsun) Murat, "ona kamasutra kitabı hediye vericem, tebrik edicem" diye dalga geçiyor şimdi benimle.

   Bi teyze, amca çıkıp, "evladım utanmıyor musunuz siz böyle ulu orta konuşmaya " diye beni azarlamaya yeltenebilir. Ama Biz İzmirliyiz teyzecim, Her şeyi çekinmeden utanmadan rahatça konuşabiliriz. Şimdi kendimi başka türlü biriymişim gibi mi tanıtayım sizlere...

Sen en iyisi mi şimdi kendini güzelce kolla, 70'den sonra üyelik yakala, Sonra kitap amcaya denk gelir mazallah.


Yaz gelmeden yazdım

Şimdi,
gözlerimizi kapatalım,
 kendimizi Çeşme'de  Ayayorgi koyunda hayal edelim,
deniz, güneş,müzik... Şimdi Murat  olsa "Ahhh kızlar" derdi,
hadi onun yerine ben diyeyim, "Plajda defileye mi çıkacaksınız kokuşlar,
iyi hadi sizde girin hayalimin içine"

Sopa yutmuş gibi durma öyle, azıcık ritm tut sen de kafanla, trarararamm...


20 Mayıs 2012 Pazar

Güneş Süslüye Tutulur

   Bu akşam Güneş Tutulması olacakmış, haberi duyar duymaz kalkıp kuaföre fön çektirmeye gittim,

   Doğum sancıları başladığı halde fotoğrafları güzel çıksın diye kuaföre gelip fönünü çektirip,ordan hastaneye giden, Yeni Nesil Anne Adaylarını yadırgamıyorsunuz da, KOS KoCA GÜNEŞ TUTULACAK, diye benim fön çektirmemi mi yadırgıyorsunuz.

(Pazartesi işe hazırlık)

   Tutulma günlerinde alıştığımız felaket olaylarının haberleri, ya bizim bulunduğumuz mekanda çekilirse, Sunucu bana mikrofonu uzattığında tepeden toplanmış paçoz saçlarla mı " ııı şeyy, biz burdan geçiyorduk, sonra şey oldu..." diye röportaj vereyim, bunu mu istiyorsunuz.

   Zaten sabahtan beri takmışım dilime bir Rus Aksanı, R'leri bastıra bastıra Türkçe konuşuyorum kendi kendime iş yaparken eğleniyordum.

   Sordum Koca-mana "Rus bir karın olsaydı, Türkçeyi Böyle konuşsaydı bütün gün tahammül edebilir miydin, kulakların bu eziyete dayanabilir miydi?" diye takıldım.

   El cevap: "İngilizce konuşurduk, n'olcak ki" dedi.

Kill Bill serisinden Volume 4  çekilmemişti di mi daha , senaryoyu ben yazmaya başladım şimdi, bu cevaptan sonra. Demek sen " Karıcım gözüm senden başka kimseyi görmez benim demiyorsun da, sorun odaklı değil çözüm odaklı olalım mı diyorsun" hiyaaaaa...  uçan tekme sahnesi için dublör kullanmama gerek yok ki benim,

   Van Damme "Kana kan" filmi, erkek kardeşi olan her kız, karate-kitçilik  oyununda tekme yiyip, en sonunda uçan tekme atmasını öğrenmiştir o yıllarda.


 Şimdi bana Sarı bir tulum lazım, Olmadı straplez mavi  yazlık tulumumla idare ederim...

Çocukluk Travmaları

ALIŞVERİSDANİSMANİ Reyhanın geçen gün yayınladığı  "Tarkan benim Burak Kut senin"  yazısından sonra   çocukluk anıları ve hatta travmalarının aslında hayatımızı ömür boyu nasıl da etkilediği konusunda düşündüm. Çocukluk anılarımdan bir tanesi geldi sonra aklıma...


   Benim çocukluğumda video kasetçiler vardı, Kadınlar toplanır Ceylan'ın, Küçük Emrah'ın kasetlerini alıp, izlerlerdi, Ah benim annemde o teyzelerin arasına katılmış olacak ki, Oturmuş çoluk çocuk Filmleri izliyoruz.

   Ayıp sahnelerde " sen kapat bakayım gözünü" dediklerinde parmak arasından bakardık, Niye bakmayacakmışım ki, Ben de sizin gibi Ceylan'ın annesini kaybettiği, "Anneeeee..." diye bağırdığı sahne de hüngür hüngür ağlamadım mı, ağladım, o zaman benim de hakkım var artık hepsini izlemeye.

   Artık o öksüz yetim kalan çocuklardan nasıl etkilendiysem filmlerde, evimizde bulunan plaklardan biri Muazzez Abacı (sarısın kötü kadın, üvey anne) , diğeri Gülden Karaböcek (esmer, acının sillesini yemiş gerçek anne)  evcilik oyunlarımın karakterleriydi kapaklarındaki resimler...

Şimdi psikoloğa gitsem çocukluğuma insek ve bunu anlatsam doktor beni kimbilir hangi kategoride değerlendirir artık. Ceylan ve Küçük Emrah'tan önce ve sonra diye bir nesil yetiştik biz.

İstediğin kadar şimdi caz, blues, klasik müzik dinle, o minicik beyninle ezberlediğin  emrah şarkısı çıkıyor mu aklından hiç.

Ben yetim ben yetim ben yetim vay
Ben öksüz ben öksüz ben yetim vay
Binmişsen binmişsen dert atına
Yavaş get yavaş get ben yetim vay

Vay ki ne vay, Hadi tutmayın beni Tecavüzcü Çoşkun gelip gazozuma İlaç atmadan gideyim ben.


19 Mayıs 2012 Cumartesi

Bir Takipçi Aranıyor.


   Eve girdiği anda sevinçle "MURAT 31 TAKİPÇİM OLDU" diye  hönkürdüm, daha Hoşgeldin,   hoşbulduk bile demeden.

   O da el cevap: "Bir takipçi daha bul 31 cenabet sayı" dedi. Aklınız neye, nasıl çalışıyor sizin ey Adem Oğlu Erkekleri...

   Seni alır kafana vura vura şu odun kütükleri gibi toprağa gömerim bak, dalga geçme..

   Efendim bana el birliği ile bi takipçi daha bulalım lütfen, Komşunuz Betül Hanımı, İş Arkadaşınız Mehmet Beyi artık kimi bulursanız kolundan tutup getirin....

 32 olalım, 13. Cuma olalım, ama 31 de kalmayalım.

TÖBE ESTA PİTİ piti...

Keşke Rulolar Rengarenk Olsa







Ee be kadın, Tuvalet Kağıdından da konu malzemesi mi buldun? diyenleriniz çıkabilir, Bulabilirim tabi ki...


   Gribin ilerlediği safhalarda mendilin, peçetenin yetemediği durumlarda hanginiz yastığınızın başucuna koyup, sarıp sarıp burnunuzu silmediniz. Valla "ben silmem" diyen varsa ben onun zarifliğini, zerafetini kutlayacağım.

   Koca-man sabah kongreye gitti,  "TV8 de Gülhan'ın Galaksi Rehberinin Mauritius-3" bölümünü izlerken, başladım can sıkıntısından tuvalet kağıdına sanatsal çalışmalarımı yapmaya.





   Vakti zamanında bir Tuvalet Kağıdı Firmasına mail atmıştım,
  "Kağıtların  Rulolarını  renkli yapsanız iyi olmaz mı" diye öneride bulunmuştum. Cevap yazmaya tenezzül bile etmediler benim gibi oturduğu yerden sürekli fikir yumurtlayan kendi çapında bir İnovasyon dahisine. Bak Bak megolomanlık da diz boyu.

   Uzatmayayım, Çocuklarla Çalışırken çok sevdiğim, yaratıcılıkta sınır tanımayan bir malzeme olan Tuvalet Kağıdı Rulolarını atmayın, Peki ne mi yapalım? Alın size bir iki örnek, Çocuğu olanlar güle güle kullansın.









   



18 Mayıs 2012 Cuma

Selin's Kitchen Studio "Biraz Şamata Yaptık"



   Geçen aylarda, Arkadaşlarla Toplandık eğlence olsun diye yemek kursuna gittik.

Suadiye'de Selin'in Mutfak Atölyesine,  İrtibat kuran arkadaşımız artık ne dediyse Selin Hanım'a

" Siz gelmeden şanınız geldi kulağıma, hayırlısı ile bu geceyi atlatalım bi" dedi.

   Ne yanı biz ne yapıyoruz ki, 7-8 kadının toplandığı ortamda ne gibi bir şamata, kakara-kikiri olabilir ki...

   İnanmadı Selin Hanım başlardaki masum duruşumuza, O, küçük esprileri ile arada bize katılsa da eğitmen edasını hiç bozmadı, Atölyesini bize kaptırmamaya kararlı idi demek. İyi de yaptı, ortam öyle sıcak ve samimiydi ki, 2.5 saatlik kursu 4 saatte tamamlayıp gece yarısı ayrılabildik mekandan.





 
Meksika, Uzak Doğu, İltalyan Çeşitlerinden Meksika Yemekleri menüsünü seçtik. Meksika usulu Fasulyeli Çorba, Tavuk, Tatlıdan oluşan menümüze başladık. 

acı tavuk
40 BİN BAHARAT VAR İÇİNDE ARTIK NASIL YİYECEKSEN


Her yapılan yemek sonrası masaya oturup yapılanların lezzetine bakılırken, Eşleştiğim Arkadaşım Esin'le bizimkiler en yenebilecek olan tatlardı.

 Çünkü Niye, Sor bi niye?

Bardağın içine koydukları malzemelerden yok tarçındı, karanfildi, yok bilmem ne biberiydi, hepsi boca edilir mi yemeğe, etmeseydiniz arkadaşlarım, tutam tutam alacaksın kendi kararınca serpiştireceksin sonuçta, 

Siz ne bakıyorsunuz Selin Hanım'ın ne dediğine, Türk damak tadın ne emrediyorsa onu uygula, böylece aç kalma.


 
Bendeniz de bir hamaratlık, efendim bi ustaca bıcak kullanmalar, tavada artistik hareketlerle sote çevirmeler...








 
Daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz web adresi

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...