karıkoca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karıkoca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2013 Salı

Mutlu Kadın Olmanın Sırları




    Sabah evden Rihanna gibi çıkıp, sonra Kibariye gibi dönmene sebep olan  mesleğe girme.

   Keyfin kaçıksa alışverişe çık, beğendiğin elbisenin bedenini bulmak bile seni bir anda boncuk bulmuş gibi mutlu edecektir. Almasan da görevli kızları kızdırmayacak ölçüde tezgahları talan  et.

    Anlaşılabilir erkeği değil, anlayışlı erkeği seç. Anlaşılamayan erkek yoktur, o özellik biz kadınlara  mahsustur. 


Oscar Wilde "Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, Onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar" demiş olsa da, sen ya her ikisini de iste, isteyenin gözü kara,  ya da beklentiye girme. 


    Kadınlar küfür etmez diye düşünme "aa gerçekten mi" demek zorunda kaldığında, içinden "vay anasını..." diye cümleler kurarken sadece gülümse. 


   İlişkilerde uzatmaları değil, gerekirse yalnızları oyna, Tek kişilik oyunların her daim gişesi, diğer oyunlardan daha fazladır.

    Biskolata reklamını izlerken ecnebi erkeklerine imrenme, O reklamda türk erkekleri de oynuyor,  fondaki ağaçlara, masalara dikkat kesersen görebilirsin. 


Herkes bir elmanın iki yarısı olarak ruh eşiyle doğdu ise, Sen gidip elmanın tek sapını bulma, git eşini ara. 


Bu yazılanlar birazdan kendi kendini imha edecektir.. 

Çünkü mutlu olmak için Sadece Sağlığının Yerinde Olması Bile yeterli. 


Gerisi teferruat.  Ehh azıcıkta para olsun:)

sevgiler...

20 Ocak 2013 Pazar

Bizim Evin Aile Danışmanı Olunca

 
     Dünkü yazımda herkesin, her ailenin bir Aile Danışmanının olacağından ve bununla ilgili gerekli yasal düzenlemelerin yapılıyor olduğundan bahsetmiştim. Burada

    Bizim Aile Danışmanımız olunca Benim ilk sorum şunlar olacak ona;

 Kocanın evde kaç saat play station oynamasına izin verilmelidir?

Kendi ütüsünü yapan kocanın ilerleyen yıllarda psikolojik sorunları olur mu?

Kendim Özgürlüğüme düşkünüm diye, Eşime de aynı özgürlüğü tanıyorum, Yoksa gerek yok mudur. Sakıncaları nelerdir?

Bana sağlık raporu gibi, "Dırdır yapma hakkı vardır" raporu verir misiniz?

   Aile Danışmanı olasım geldi bi anda, İnsiyatifimi kadınlardan yana kullanıp, Erol Taş kahkahaları eşliğinde kocalara kök söktüresim var.

  Koca-man'ım Murat'ım  psikopat karından selamlar sana...


   Sevgiler...

11 Ocak 2013 Cuma

"Bir Daha da Göndermem" Hikayesi


   Ben şurada Hayal Dünyamın dilinin kemiğini tutup edepli edepli yazmaya çalışırken en çok okunanlar listemde

   1. sırada Kocayı St. Petersburg'a Gönderirsen yazısı yer alıyor.


   Ben kocayı iş seyahatleri nedeni ile Almanya, İspanya, İtalya, Tayland, Amerika bilimum yere gönderiyorum nasıl olsa. Bunların serisini yazsam popüleritem artacak google da demek ki.

   Hatta Murat'a gittiğin Gece Klüplerinin, eğlence mekanlarının bilgilerini not et bloğumda yayınlayacağım,topluma faydamız dokunsun desem,  O da bana "Olur mu aşkım, benim o taraklarda bezim yok" diyecek, Bende yemeş numarası yapacağım, kahve telvesi' nin bir lafı var, "İki ayaklı olan güdülmez" diye, günahı boynuna, gerisini bilmem ben. Tek bildiğim ben gönderiyorum ekmek parası kazansın diye, o da evine tıpış tıpış geri dönüyor yorgun argın.

  Ne diyeyim, bir de dönmese mazallah, eski türk filmlerindeki gibi ,o zamanlar mektup vardı, şimdi mail atsa,  telefondan görüntülü bağlansa "Ben dönmüyorum, burada hayat güzel, gurbetçi oldum ben" dese arkada fonda Helga, Yula, Sivitlana, adını sen koy, bir kadın kahkahası gelse...



   (Sherlock Holmes müziği fonda çalar, kadın ip ucu yakalamaya çalışmaktadır. )
   Zaten şu çirkin buzdolabı süslerini alıp gelmesinden belli, vakti olmamış demek aramaya ilk bulduğu dükkandan ne bulduysa almış, gelmiş, desem.  Senaryo gereği bunları düşüneyim artık.

   Aaayyyy... "Gitti gül gibi kocam, saçımı süpürge ettim bunca yıl" diye dövünsem, o tv programı senin, bu tv programı benim "Beyimin aklına girdiler, biz yuvamızda çok mutluyduk" deyip ünlü olsam sonra ben.

   Sesimin detone olmasına bakmadan ünlüyüm diye şarkıcı yapsalar beni, tüylü tüylü elbiseler giysem, sonra Twitterda Erol Köse ile birlik olup, Şarkıcı Gülşen'i tahtından indirsek..

   Bu Hikayede senaryo  Benim Fesleğenli Karma Hikayem  gibi umut dolu olmadı...

  Ayy yoruldum, afakanlar bastı, An itibari ile ikinci bir emre kadar Murat'ın iş seyahatlerini yasaklıyorum. Otur evinde evinin erkeği ol, ben sana bakarım.


  Murat bu yazıyı okumasın, Eşeğin Aklına karpuz kabuğu düşürmeyelim şimdi:))

  Sevgiler...

31 Mayıs 2012 Perşembe

Opera Sezonumuz Açılmıştır. Bekleriz...



Lise yıllarında  gitara heveslenmiş Bizim Murat, Ben Sesi Güzel-gillere gelin gittim efendim. Ailede müzikle uğraşmayan, enstrüman çalıp, sesi bülbül gibi olmayan yok. 

Bas Profondo olan kıymetli sesi ile yıllarca, Ege Türküleri, Kıraç, Feridun Düzağaç, arada My Way'ler söyledi, bizleri hiç kırmadı. 

Her genç kız gibi lise yıllarında benim de hayalimdi bir Gitarcı Sevgilim olsun, Ama nota çıkarma, akort seanslarında TIN TIN TIN yanınızda anlamsız bir ses, çıldırtıyor inanın insanı.

Çocukken bir civcivimiz vardı bizim, nereye gitsek peşimizden gelirdi tin tin tin...

Murat'ta o hesap, kitap okuyayım diye yatak odasına gidiyorum, geliyor yatağın ayak ucuna oturuyor,
Mutfağa kaçıyorum, gelip tezgaha tünüyor,
Küçük odaya gidiyorum, yere oturup bağdaş kuruyor, 
ve yine TIN TIN TIIIIIINNNN...

Davulun Sesi Uzaktan Hoş geliyor sevgili arkadaşlar...

Bir gün "Şan Dersi alacağım ben" dedi, "Hay hay" dedik, "Opera söyleyeceğim" dedi, 
Ona da "başımızın üstünde yeri var çok istiyorsan" dedik, 
Hocaların hocası kıymetli birinden ders almaya başladı. 

" Bugün mesaiye kalacağım, geç geleceğim" diye aradığında 
"Komşulara söyleyeyim de banyo da havalandırma boşluğunda boşuna beklemesin hayranların" diyorum artık...

SA A A A AAAAAAOOOOOOO.. aşamalarını atlattık çok şükür şan programında

Şimdi "Sihirli Flüt" temsilinin Sarastro, Bilge Kişisi, Bölümü çınlıyor bizim evin duvarlarında ..

O İsis Und O Siris İh Muhte Ayn de gette o Siris ......



Hem de Almanca, İtalyanca olsa Lisanda bir kıvraklık, bir ahenk var, Dinleyebilirim gibi geliyor saatlerce...
ama yok bu Almanca, İh Muhte Ayn de Gette......

İstanbul Opera Balesi, Kadıköy Süreyya Sahnesi müdavimlerine haber salın,  Temsil sezonu orada kapanmıştır, 
ama gelip bizim evdekini alıp götürebilirler.


30 Mayıs 2012 Çarşamba

Koca-man'dan Haftanın Seçmeleri




Son günlerde Blog başından kalkmayınca ben, Murat' ta  tatlı kıskançlıklar yapmaya başladı.

Çok gülüp, eğleniyoruz biz evde çok:))



Ben: Yarın evde misin, seyahatte mi, Yemek yapayım mı?
Murat: Günde 2 posta blog yazısı çıkarıyorsun, evde de bir öğün yemek çıkarırsın artık.

Ben: Bugün yazımı okudun mu, Clown Okulunu yazdım,
Koca-man: Okudum, Gidenin içine melek kaçıyormuş iyi ki, ya başka bir şey kaçsaydı...

Murat: "Blogunda güzel yazıyorsun, yanlız yazım hataları yapıyorsun sürekli, gözümden kaçmıyor değil, Senin eğitim seviyeni gösteren bir unsur bu, dikkat etmen lazım.............". uzayıp gidiyor
Ben: Haklısın ama yaratıcı insanlar hata yapmamak için bir süre sonra kendilerini kısıtlamaya başlarlar.
Murat: Haklıyım tabi ki, Ota Gelince Kıtır Kıtır, Bıçağa Gelince Meeeee... di mi.
Ben: O ne ki???
Murat: Atasözü, onu da aç bak Türk Dil Kurumundan..


Koca-man: Bak bugün ne oldu ofiste ne anlatıcam.
Karısı: 1 dk. şunu da tıklayayım dinleyeceğim.
Koca-man: Önüme cam koyup, BEĞENDİ butonuda takayım mı benimle ilgilenmen için.  Bir   "Yorum Göndermek" istiyorum sana, beni bi dinler misin artık.
Karısı: hıı!!! geldim geldim...



12 Mayıs 2012 Cumartesi

Sadece Maç İzliyoruz.



Totem yapıp eski formalarımızı giyiyoruz üstümüze, Hani şu eskiden  o dönemin futbolcularının imzalarının olduğu forma, Eve temizlik için gelen Ayşe Hanım, birgün kendi şivesi ile  " deterjant bihmiş Murat Ağabi çamşırların hepcigini yıkayamadım " yazısı eşliğinde, O hafta imzalı formayı yıkamayı ihmal etmemiş, Kendince tertemiz etmiş:)

Eline koluna sağlık Ayşe Hanım, ben çok eğlenmiştim o gün Murat'ın yüzündeki ifadeyi gördükçe.

 İşte o uğurlu forma giyildi az önce, hapishanede volta atar gibi ayakta sağa sola dolanıp, söylenip duruyor zaar.

Yazın aynı denizde yüzdüğümüz Necati için: " aslan Necati yazın yüzmesinden belliydi bunun şimdi  nasıl gol atacağı" dedin de, hangi yüzüşünden anladın ki be adam, adamcağız çocuğuyla hoppala hoppala suda oynayıp durdu.

Bi gürültü, bi kıyamet kopuyor evde ki sorma gitsin, duyan karı koca kavgası ediyoruz sanabilir, ama biz sadece GS & FB maçı izliyoruz.

Futbolun adaleti varsa biz bu maçı alırız. 






10 Mayıs 2012 Perşembe

Kocayı St. Petersburg'a Gönderirsen


   Erkeklerin hepsi aynı mı?

   "Bir tarafta Sabri, öte yanda Messi. Nasıl aynı olabilir ki?"

    Ama değişmeyen gerçekler yüzyıllardır aynı olsa gerek, Erkekler bayanların önce fiziğine bakıyorlar. 
   
    Mesela ilkokul da 4 yıl içten içe sevdalandığım, platonik aşkım Tuna, ortaokulda da aynı sınıftaydık, KOCA MEMELİ Derya’ya bayık bayık bakmaya başladığında, benimkiler fındık kadar bile değildi daha o zamanlar, Özgüvenimi alıp götürmüştü.

10 Nisan 2012 Salı

Koca-man' dan Haftanın Seçmeleri


Altta Baxer, üstte kravat gömlek, işten gelir gelmez playstationda fifa oynamaya başlayınca ben, " üstünü değiştirseydin bari" deyince el cevap: "Milli takımı aldım, resmi bir maç oynuyorum". 
ben dumur, hııııı???


Kayseri'ye iş seyahatine gitmeden önce sorar
Koca-man: Ne getireyim Kayseri' den sana, söyle ne istiyorsan
Karısı: Ne getirebilirsin ki, 
Koca-man: Pastırma, sucuk, mantı allahhh... 
Karısı: bi gürü git...


Koca-man: üfffffff...
Karısı: N'oldu şekercan, ne oofffluyorsun
Koca-man: oflamıyorum üflüyorum.
Karısı: eee devam et o zaman...


Yıllar evvel işle ilgili çok canı sıkkın olduğu bir gün 12 saat playstation oynaması sonrası dayanamayıp fişi çektikten sonra bizim evde o alet benden izin alınmadan açılmıyor.
Koca-man: Biraz playstation oynayabilir miyim.
Karısı: Oyna
Koca-man: Ya bir el oynayacağım, Lütfen
Karısı: eee oyna dedim ya. (içimden spot hazırlıyorum, gölge etme başka ihsan istemez:)
Koca-man: Hııımm, tamam o zaman









9 Nisan 2012 Pazartesi

Dünya kadar karnıyarığın olacağına, Fındık kadar mısırlı salatan olsun

Yalan Dünya dizisinde ki Nurhayat ağzıyla derim ki ablacım


"Akıllı Kadın dediğin, Kocasının önüne bir tas çorba bile koysa onu süsleyecek, püsleyecek yemek diye onu sunacak, afiyetle yenecek."

   Şaka bir yana akşam için ne pişirsem derdim sadece kendime, evde yemek olmadığında Koca-man hiç sorun etmez, “söyle şurdan bir pide, lahmacun" der, afiyetle de yer . 

   Bugünlerde kilo aldılar kendileri, “Kış uykusundan uyandın ya, açıkmışsın ne bulursan yiyorsun” diyorum. Alınmıyor da hiç ya, bana böyle  dese 1 hafta bu lafı evirir çevirir hatırlatırım ona.

   Neyse, konu dağılmasın, Ben kursağımızdan sağlıklı bir şeyler girsin (cildim bozulmaya mı başladı vitaminsiz mi kaldım) , sebze yiyelim (amanın kabız mı olduk,  göbek şişti elbiseler çirkin duracak üstümde) diye düşünürken ,  Çorba yaptım akşam için, yanına da brokoli salatası, daha ne olsun.

   Yıllar evvel  koca-man ve  iş arkadaşı anlaşmışlar eşlerle yemeğe gidelim diye, eşleri tanıştırıp kaynaştırıp hafta sonları playstation oynayabilmek amaç , yemezler Kurrnaz Tilki…

   Sohbetin bir yerinde arkadaş, eşinin hazırladığı salatanın üstüne koyduğu mısırdan tutun, yok balzemik sirkesine kadar övünce, Benim gözlerde şimşekler çaktı o anda, zihnimde tokmakla kafasına kafasına vurduğumu hayal ederken

  Ulen Koca-man dedim içimden alemi görüyor musun, bizim Karnıyarıkların bir mısırlı salata kadar kıymeti olmadı hiç”.



Hakkını yemeyeyim bölümü:  Alemin önünde övmezde, yermezde, ama sofradan  “ellerine sağlık çok güzel olmuş deyip gönlünü almadan da kalmaz.
   
   O gün eve gelince bunu dırdır malzemesi yaptığıma sonradan pişman olmuştum orası başka, adamın yemediği haltlar  kalmamış, zira suçluluk duygusu ile yere göğe sığdıramadığı karısından boşanmak üzere olduklarını öğrendiğimde, erkeğin Koca-man’ım  gibi olanına razı olmaya karar vermiştim.

   Ben bu yazıyı yazarken yanımda çekirdek çıtlayan Koca-man bana bakar, ben ona bakar, o çekirdek çıtlamaya devam eder, Aklıma geçen sene gittiğimiz Darıca Hayvanat Bahçesindeki çekirdek yiyen sevimli şempazeler gelir, gider, tren gelir hoş gelir.



Öpüyorum Kocaman Kocaman


Koca-man ve Karısı Haftasonu Eki



   Hafta sonu, kahvaltıya gittik boğaza, ama önce erken kalkılması şarttı, zira bizde sabah saat 10 da kalkılırsa yataktan, kahvaltı evde yapılır. Trafik durumu, mekanların kalabalıklığı, kahvaltı sonrası şart olan yürüyüş seramonisi Murat’ın dışarıya çıkma kriterleri için olmazsa olmazları. 

  Bir süredir hafta sonları yok kongreydi, yok toplantıydı derken şehir dışında olan Koca-man’cığımı yakalamışken, gözümü açar açmaz önce hafiften arkasından sarıldım, baktım uyanmadı, sıkmaya başladım kucaklıyormuşum gibi, gözlerini açıp kapatınca, kolum ayağım tüm bedenimle Angry Bird misali gerindim de gerindim yataktan. piyouuuuuuu... 



   Koca-man, az önce rüyasındaki hatun başkaymışta,  şimdi kim bu yanımdaki der gibi bana baktı ( Otelde uyanmaya alışmaya başlamış erkek sendromu)

   Ben, Barda tanışıp gece eve attığı bir fıstık edaları ile “ Akşam çok tatlıydın , adın neydi senin, Ben Sofia, Ayasofya " diye güne esprili bir şekilde başlarken (müze gibi kadınım vesselam)
  
 Koca-manın uykusu açıldı oyun hoşuna gitti ya keratanın gülümsedi, ama yaratıcılık sıfır adamda “ ben Murat, koyayım da tur at “ esprisini yapmayı ihmal etmedi.
Neyse amacıma ulaştım mı arkadaşım ben ulaştım, yorgun koca neşesi yerinde yataktan kalktı. Her zamanki gibi hazırlanıp kapıda beklemeye başladım...

   Aaaaa.. haksızlık etme adamcağıza, bilgisayar açılacak, o hafta yeni keşfettiği şarkılar İPod'a yüklenecek ki arabada giderken dinlenecek, Şu İstanbul trafiğinde olsun o kadar lüksü...


   Bu arada son günlerdeki favori şarkımız walk off the earth - somebody that i used to know   ı dinleyip dans ede ede gittik hisara. 

   CAfeNar in birinden güzel, Yiğit’in Tabağı, Demet İzmir’de, yok efendim, Aslı Paris’ te gibi menü isimlerinden seçtik her zamanki tabağımızı, ekmekler menemene bandırılırken Murat, aman eksik kalmasın twitledi bizi.

Murat with Koca-manın karısı at CAfeNar 

Öpüyorum kocaman kocaman.

Allah Ne Muradım Varsa Verdi


    Bilemezdim ki yaaaa...  Ne yaptım Ben!!

   O günlerde, Cem Yılmaz karşıma çıksa " what's happening hoca” deseydi  ben de  gevrek gevrek sırıtıp “geleceğe yatırım hoca, dileklerimi mayalying” derdim herhalde.

   Sen misin , sıcak yaz günlerinde pazardan dönerken senden bir bardak  su isteyen teyzelere su veren, poşetlerini taşıyan, anneanneciğim, babaanneciğim deyip hürmette kusur etmeyen…

   Alırsın duaları paşa paşa koyarsın cebine, ve bir gün saati denk gelir ve dilekler gerçekleşir.

    Sonunda Allah benim ne muradım varsa verdi, benim gibi 1.60 boyundaki kadına 1.93 lük  önce 7 yıllık sevgili, ardından Koca olarak Murat'ı verdi.

   Koca-man bkz: Dev adamın koca yapılmış hali 

   Yok tövbe, evlendikten sonra şu huyunu da sonradan gösterdin diyeceğim hiçbir şeyi olmadı, neyse hala o benim kozalağım.

  Analitik mi , analitik bir zeka...

Kahve mi içeyim, çay mı? diye girdiği düşünsel boyutta Kahve içmeye karar veren zekası sorar, sütlü mü içeyim sütsüz mü? Ona da karar verip, şeker atıp atmama aşamasından da geçebilirse şayet, yüzünde başarmanın mutluluğunu yaşayan sevimli bir çocuk edasıyla kahvesini içerken görebilirsiniz kendisini.

   Evlenme kararını vermemizin 7 yıl sürdüğünden varın siz düşünün durumumuzu.

   Bu arada geçen sene evlendik biz, ya da ben evlendim diyeyim, çünkü hala evlilikten korktuğunu, Özgürlüğüne nasıl düşkün olduğunu kendi kendine anlatıp durur arada, bir Yay burcudur kendisi.

   Bu arada benim hangi burç olduğumu hiç merak eden yok mu? Söylüyorum, yok söylemeyeyim açırsınız şimdi halime. 


   Su burcu desem, Anne baba kutsal çocuk üçlemesi, evcimen, kendini evine ailesine adamaya hazır, duygusal, kırılgan desem…  Yengeç olduğumu duyar mısınız mısralarımdan…

   Ben hala ilişkimizi romantik komedi formatında yaşadığımızı düşünsem de, film festivallerindeki eleştirmenler bizim senaryoyu korku, gerilim kategorisinde değerlendirirlerdi eminim.

Abuzer Kadayıf filminden bir replikti  yanılmıyorsam
Hoppala paşam, malkara Keşan…” lafı
Devamını da ben getireyim, “Gelibolu çardak , Lapseki bardak…”

   Ne alaka diye sormayın canım,  alakasız bir hikaye zaten bu, Belki de her şey bir rüya ve ben bir gün uyanıp “ dün gece bir kabus gördüm” deyip başlayacağım yakınlarıma bunu anlatmaya…

   Hadi bakalım, perde açılsın, show başlasın...

   Öpüyorum kocaman kocaman






Uludağ Tatili

   Aile ziyareti için gittiğim Sömestr tatilimde görümcemle aynı koltuğa oturmuş karşımızda duran eşlerimizine baktık, maç izliyorlar biziml...